Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Abdullah diyor ki: “Peygamber’i (s.a.a) gördüm ki, Ali’nin elinden tuttuğu hâlde şöyle buyuruyordu: Allah, Benim velimdir, Ben de senin velinim. Sana düşman olana düşmanım, seninle barışık olanla barışığım.” (Menâkıb-u Ali b. Ebî Tâlib, s.431; İhkâkü’l-Hak, c.6, s.439).
İmam Ca’fer-i Sâdık (a.s), senetli bir hadiste, babaları kanalıyla, Resûlullah’ın (s.a.a) şöyle buyurduğunu nakletmiştir: “Hiç şüphesiz, cennet, Ali’yi sevenlere müştaktır. Onun aydınlığı Ali dostlarına şiddetlidir; hatta cennete girmeden dünyada oldukları zamanda dahi; (cehennem) ateşi de Ali’nin düşmanlarına şiddetle öfke kusar; hatta ona girmeden önce bu dünyada dahi.” (İkâbü’l-A’mâl, s.247).
Resûlullah (s.a.a) buyurdu k.: “Ya Ali, kim seni severse, hiç kuşkusuz Beni sevmiştir ve Beni seven de Allah’ı sevmiş olur; kim sana buğzederse, şüphesiz Bana buğzetmiş olur ve kim de Bana buğzederse, hiç şüphesiz Allah’a buğzetmiş olur. Allah’a buğzeden kimsenin üzerine de Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların laneti olsun!” (El-İsnâ Aşeriyye, s.62; Câmiü’l-Ahbâr, s.17).
Resûlullah (s.a.a) buyurdu ki: “Ya Ali, kim seni sever ve sana muhabbet beslerse, Ben de onu sever ve ona muhabbet beslerim; kim de sana buğzeder ve sana düşmanlık beslerse, Ben de ona buğzeder ve düşmanlık beslerim; zira hiç kuşkusuz sen Bendensin Ben de senden.” (Gâyetü’l-Merâm, s.92).
Resûlullah (s.a.a) buyurdu ki: “Kim, Beni seviyorsa, mutlaka Ali’yi de sevsin. Kim, Ali’ye düşman olursa, Bana düşman olmuştur ve Bana düşman olan, şüphesiz Allah’a düşman olmuştur. Allah’a düşman olan kimseyi de Allah ateşe sokacaktır.” (İhkâkü’l-Hak, c.6, s.401).
Resûlullah (s.a.a), Hz. Ali’ye (a.s.) hitaben buyurdu ki: “Senin dostun, Benim dostumdur ve Benim dostum, Allah’ın dostudur; senin düşmanın, Benim düşmanımdır ve Benim düşmanım, Allah’ın düşmanıdır. Benden sonra sana buğzeden kimsenin vay haline!” (İhkâkü’l-Hak, c.6, s.406).
İbn Abbâs, Resûlullah’tan (s.a.a) nakletmiştir; şöyle buyurdu: “Kim, Allah’ın kendisi için bütün hayırları bir araya toplamasını istiyorsa, Benden sonra Ali’yi ve onu sevenleri, sevsin ve onun düşmanlarına, düşman olsun.” (Bihârü’l-Envâr, c.27, s.55).
Mufazzal, İmam Cafer-i Sâdık’tan (a.s), o da babalarından, onlar da Resûlullah’tan (s.a.a.) şöyle nakletmişlerdir: “Hiç kuşkusuz, Allah (Azze ve Celle) Ali’yi, kendisiyle yaratıkları arasında bir nişane olarak belirlemiştir. O hâlde kim onu tanırsa, mü’min olur, kim onu inkâr ederse, kâfir olur; kim ona cahil kalırsa, yolunu şaşırır. Kim onun velâyeti ile (mahşere) gelirse, cennete ve kim onun düşmanlığı ile gelirse ateşe girer.” (Bihârü’l-Envâr, c.38, s.119; El-Kâfî, c.2, s.388; El-Emâlî, Şeyh Tûsî, c.2, s.101).
y.mesaj